8.5
Score

“Bir gün Her Şey” albümünün üzerinden 4 sene geçti. Bu 4 yılda, Türkiye’de müzik piyasasında oldukça büyük bir değişim yaşandı. Bu değişimi -hatta tabir-i caizse devrimi- yaşatan şey ise rap müziğin yükselişi oldu. Bu yükselişteki en büyük iki pay sahibinden biri Ezhel biri ise birazdan albümüne değineceğimiz Gazapizm oldu. O günden günümüze gelirken birçok rapçi/MC tarz değiştirdi. Daha trap/elektronik soundlar üzerine müzik yapmaya, stillerini değiştirmeye ve günümüze ayak uydurmaya başladılar. Açılan gedikten geçmek için bir çabaydı bu, hatta “Heyecanı Yok” da bu değişim sırasında sound anlamıyla trapvari bir çizgideydi. Gazapizm’in Çukur ve Sıfır Bir dizileri ile paralel yükselişi ve sonrasında bu yükselişi de aşması, ardından gelen “Ölüler Dirilerden Çalacak” teklisi, Kinetix reklamı vesaire derken bu albüme karşı ve Gazapizm’in olası müzikal değişimine karşı bir endişe de taşıyordum. Çünkü, eğer İzmir’de yaşıyorsanız, özellikle 2011’den sonra Gazapizm’in her şarkısı sizin geçtiğiniz bir sokakta karşınıza çıkar ya da yaşadığınız bir anıyı o şarkıda görebilirsiniz. Benim için de böyleydi, Alsancak’ta gezerken ve  bir kafede otururken görüp selam verdiğimiz ve bizimle içten bir “abi” olarak konuşan kişinin müziğinde de bu samimiyeti hissediyordunuz.

En büyük korkum, “gelen ünün getirdiği baskı ile daha piyasa odaklı bir müziğe mi yönelecek?” olmuştu kısacası, albümü açarken. “Ölüler Dirilerden Çalacak” oldukça sert ve siyasi de bir parçaydı. Klibiyle, sözleriyle ve müziğiyle değişmeyeceğinin bir garantisiydi belki de ancak; yine de insan gözünün önünde nice favori rapçisi/MCsi değişince, gelişen şartlardan dolayı bir miktar şüphelenmiyor değildi. Bir sebebi de “Olmaz İşte” şarkısında şikayet ettiği şeylerin terse dönmesinin bir rahatlama ve umursamazlık getirip getirmeyeceğiydi. Özetle, albüme karşı ön yargım oluşmuştu. Ancak, albümün ilk şarkısıyla beraber bütün ön yargım kayboldu. Gazapizm, eskisi gibi sert bir şekilde siyasetini ortaya koymasa da daha içe dönük ve yer yer o eski siyasi göndermelerini yapmaktan çekinmemişti. Prodüksiyon koltuğundaki Ateş Berker Öngören ve Okan Çam’ın ortaya koyduğu daha “füzyon” olarak değerlendirebileceğimiz sound, “evet işte bildiğimiz Gazapizm, değişmemiş” dedirtmeye yeterdi. Öncelikle bunu aradan çıkarmak istiyorum, bana hitap etmeyen bazı altyapılar olsa da bütün albüm müzikal olarak şaheser. Hatta eli büyütmek adına, müzik açısından şu zamana kadar dinlediğim en iyi Türkçe rap albümlerinde kesinlikle ilk 3’e girer.  Hatta belki zirveye bile oturuyor bile olabilir. Böyle şeyleri söylemeyi zamana bırakma taraftarı olduğum için bunu şimdiden altını çizerek söylemek istemiyorum, ancak fikrim ilerde daha da netleşecek gibi gözükmekte. İlk izlenimim albüme karşı biraz daha soğuktu ama dinledikçe ve özellikle bazı şarkıların kafamın içerisindeki problemlerle ilgili yer yer yatıştırıcı yer yer de öfkelendiren yerlere değmesi sebebiyle bu soğukluk, albümü oldukça beğenir hale gelmemi sağladı. Rahatlıkla diyebilirim ki, İzmir sınırlarından bugüne kadar çıkmış en iyi albüm ve dinlediğim en iyi Gazapizm albümü, Hiza. Bu albüme başlangıç olarak bahsetmek istediğim tek eksi ise İzmir’e dair göndermelerin eksikliği. İnsan aramıyor değil.

Şarkıları teker teker değerlendirmeden önce bazı şeylerin altını çizmem gerekiyor, bu albüm Gazapizm’in en içe dönük albümü olabilir. Şöhretin ardından gelen problemler ve baskı, yıllardır çektiği sıkıntıların bir nebze refaha ermesi, bu refaha ermeye rağmen hala içerisinde bulunduğu sıkıntılar, aklının içinde hala kalmış yaralar… Hepsini hissediyorsunuz sözlerde. Hele ki albümün bitiş şarkısı, tüm albümü özetliyor. Yer yer siyasi göndermeler olsa da bunlar daha sembolik anlatım ile olmuş. Doğrudan değil ama yine de rastlayabiliyorsunuz. Az önce bahsettiğim gibi Ateş ve Okan, olabilecek en güzel zemini hazırlamışlar. Yıllardır en iyi prodüktörler listesi yaparken hiç ismini anmadığımız bu iki ismi, ileride muhtemelen sıklıkla anacağız. Tek başına bu albüm bile, böyle sıralamalar yaparken, bir kıstas olarak ortaya konmaya yetecek kadar muazzam. Ancak tekrar bahsetmek isterim ki, albümün müzikleri kesinlikle “salt hip hop” içeriği değil. Hemen hemen her şarkı füzyon bir tür içeriyor. Aynı şarkı içerisinde değişimleri hissedebileceğiniz kadar yüksek fakat buna rağmen kesinlikle rahatsız edici değil, aksine bağımlılık yapıcı.

Özetle, albüm bir bütün olarak baktığınızda sizi tatmin etmeye oldukça yeter ama yine de teker teker şarkıları incelemeye başlayalım.

Dayan (Müzik: Okan Çam & İbrahim Uludağ)

Albümün giriş şarkısı ve benim için en iyilerinden biri. Müzik başladığı andan itibaren yukarıda bahsettiğim o ön yargı parça pinçik oluyor. Gazapizm’in, eskiden bahsettiği tüm karanlık günlerin eskide kaldığını bahsetmesiyle başlıyor şarkı. Hem söz hem vokal oldukça sert bir anlatımı var şarkının. Beklediğinizi veriyor Gazap. Şarkı ilerledikçe müzik endüstrisine girişinin onu değiştiremeyeceği ve hala aynı mahallenin insanı olduğunu, üstünde baskıların arttığını, basının “namluyu yalnızca kendine çevirmesine” rağmen konu kendisi olunca özgür bir şekilde haber yaptığını o alıştığımız Gazapizm dilinde anlatıyor. Albümün en iyilerinden ama tek eksisi konu itibarıyla tekrar tekrar dinlenebilir bir şarkı değil. Albümdeki her şarkı hem Ateş’in hem Okan’ın hem de canlı enstürmanları icra edenlerin oldukça üst düzey performansı ile hazırlanmış. Hepsi kusursuza yakın ve albümü kesinlikle birkaç seviye yukarı çıkarmış.

Puanım: 9/10

Çöplük (Müzik: Ateş Berker Öngören)

Albümün “tehlikeli” şarkılarından biri. Gazap’ın sunuşu ve vokalinde de bunu hissedebiliyorsunuz. Müzik ve Gazapizm’in verseleri itibarıyla biraz da olsa “Bir Gün Her Şey” albümündeki “Zanı”yı andırıyor. Dolaylı da olsa politik bir şarkı. Şarkı net anlamıyla benzetmeleriyle size sokaklar & lüks hayat arasındaki çatışmayı hissettiriyor. Kendileri gibi “kara kara çocukların” o çöplükte her şeye rağmen barındıklarını ve sorumluluklarından dolayı bunu yaptıklarını anlatıyor. Eleştirilerini bu üstü kapalı anlatıma rağmen oldukça sert bir biçimde yapıyor. Yine de, albümde en az bana hitap eden şarkılardan biri oldu, Çöplük. Gazapizm’in sert şarkılar içerisinde çıkardığı performansı beğensem de, beni sunuşu ve vokali bir miktar şarkıya karşı uzak tuttu. Kötü bir şarkı değil ama benim tekrar tekrar dinlemek isteyeceğim bir şarkı değil. Sevecek bir insan için kesinlikle bağımlılık yapacaktır. Fakat bana hitap etmemekte.

Puanım: 7/10

Pisliğin Üstüne Basmışlar (Müzik: Ateş Berker Öngören)

Aynı tehlikeli halden devam ediyor albüm. Albümün politik olarak size en net biçimde eleştirilerini hissettiren şarkısı fakat buna rağmen müzikal olarak içerisinde en fazla değişimi yaşayan şarkı. Ayrıca klip ile gelen albümün ilk şarkısı. Teknik olarak çıkış şarkısı da diyebiliriz. Tek tek “bu tür şu tür var” diye söylemek yerine şunu söyleyebilirim ki normalde gürültü olması gereken o müzikal kurgu o kadar başarılı ki bütün olarak ele aldığınızda bu durum kulağınızı tırmalamak yerine, ağzınızın açık kalmasına sebebiyet veriyor. Hayran kaldım. Ateş’i tekrar tebrik etmek istiyorum. Bununla beraber, başlangıçta, eğer çoğunlukla rap müzik dinliyorsanız,  biraz alışması zor bir parça. Grup Yorum’un eski şarkılarında bulunan koro şekilde nakarat veya geçiş kullanımına benzer bir kullanımı da içerdiğini belirtmem gerekir.

“Adalet temelse mülkün kimin?
Hayalet peşimde hükmün gibi”

Puanım: 8/10

Yol (Müzik: Okan Çam)

Şahsi düşüncem, albümün en iyi iki şarkısından biri. Eğer sürekli bir bunalım halindeyseniz, birçok nedenden doğabilecek sıkıntıdan sıtkınız sıyrıldıysa ve yorgun düşüp durduysanız, bu şarkı bu durumun ilacı gibi. Okan’ın elinden çıkan oldukça başarılı altyapı üzerine Gazapizm, hayat ve yol klişesini öyle bir hale getiriyor ki içerisinde alıntılamak isteyeceğiniz onlarca söz bulunduruyor. Benzetmek belki yanlış belki doğru ama Ahmet Kaya’yı dinlerken aldığım hissi aldım ben. Hatta, belki benim kuruntumdur ancak; “kazandık gözüm bak, kazandı yaşam” derken Gazap, sanki Ahmet Kaya’yı anıyor gibi. Bir tema üzerinde gidiyor Gazap, hayatın belli başlı sıkıntıları ve bu sıkıntıların yaşattığı çatışmanın bir yol ayrımı ve seçime mahkum bıraktığını, seçmenin sizin elinizde olduğunu anlatıyor. Savaşmanın gerekliliğini anlatıyor, ilk bölümde. İkinci bölümdeyse bu savaşın kazanılabileceği ile ilgili yol ayrımlarına değiniyor. Her söze ayrı ayrı parantez açıp anlatmak istiyorum çünkü hepsi, hepimizin yaşayabileceği dertler gibi. Gazap gerçekten şarkılarında bahsettiği “yük” kavramını hepimiz yerine üstlenmiş ve bize anlatıyor gibi. Kusursuz.

Puanım: 10/10

Perişan düet Gaye Su Akyol (Müzik: Ateş Berker Öngören & Muammer Çetinay)

Başlangıçta ne olduğunu anlamıyorsunuz ama Gazapizm şarkıya girdiği ilk andan itibaren öfkesini öyle bir boşaltıyor ki her şeye, sokakta bu şarkıyı sinirli bir gününüzde dinlediğinizde birine saldırmak isteyebilirsiniz. Gazapizm’in geçmişten bugüne yaşadığı “sokak” hayatını, suçu, müzik endüstrisine kendisinin girdiğinden itibaren “kirli” yüzlerin uyandırdığı telaşı ve hengameyi anlatıyor. Yer yer politik göndermelerini de eksik etmiyor, tabii ki. Bu sinirli şarkıya nakaratta gelen o sakinlik hissini sözleriyle olumlu anlamda bozan Gaye Su Akyol’un eşlik etmesi de şarkıyı oldukça üst seviyeye taşımış. Normalde bir dinleyicisi olmasam da Gaye Su Akyol’u bu şarkıda beğendim. Şarkıdaki siyasi ve eleştirel havayı sözlerinde o da taşımış, hatta taşı direkt atarak “Ülkem sefil, renksizim” diyerek sonlandırıyor şarkıyı.

Puanım: 8.5/10

Sağı Solu Kes (Müzik: Ateş Berker Öngören & Okan Çam)

Albümün bir diğer çıkış şarkısı ve Sıfır Bir’in sinema filminde de çaldığı belirtilen (filmi izlemediğim için hangi sahnede çaldığını bilmiyorum, ne yazık ki) Sağı Solu Kes, genel kanının aksine benim çok da beğendiğim bir iş olmadı. Albüm dışında çıksaydı belki, albümün genel havasını bozmayabilirdi ama böyle albümün bütününe kıyasla zayıf kalmış bir şarkı gibi. “Hızlı” olarak değerlendirebileceğimiz arkadaşların oldukça beğeneceğini düşünüyorum. Ben Gazapizm’in daha siyasi ya da içe dönük işlerini beğeniyorum. Yine de kötü bir şarkı demek haksızlık olur. Eğlenceli -ama alışık olduğunuz anlamda değil- bir hali de var şarkının, “hızlı” bir sokak şarkısı. Sound itibarıyla birçok yerde duyabileceğimize eminim. Daha kolay tüketilebilir bir şarkı fakat benlik değil.

Puanım: 6.5/10

Yaşanırsa Diye düet Cem Adrian (Müzik: Ateş Berker Öngören)

Çukur dizisi için çıkarılan “Kalbim Çukurda” düetini beğenmiştim. Hiç beklenmedik şekilde iyi bir sinerji yakalamıştı, ikili. Bu düette de o sinerjiyi hissediyorsunuz yine. Albümde müzikal olarak Ateş’in bence en başarılı işi kesinlikle bu parça. Sizi Gazap’ın o içe dönük satırlarına daha başlangıçta yavaş yavaş hazırlıyor. Şarkı Cem Adrian’ın tek başına okuduğu nakaratla açılıyor. Ardından Gazap, sakince olan sunumunu yavaş yavaş daha sert bir hale getiriyor ve anlattığı konular da daha ağırlaşmaya başlıyor sözlerinde. Oldukça içe dönük ve kendinden izler bulabileceğimiz bir şarkı. Birkaç politik göndermesi olsa da, şarkı kendi içerisinde bulunduğu buhranları anlatıyor. Bir gece vakti mutsuzken yazıldığını hissedebiliyorsunuz şarkının, geçmişte yaptığı bir hatadan son anda kurtulduğunu anlatmasıyla bitiriyor şarkıyı. Şarkının sözler bittikten sonra sözsüz son bölümü duyduktan sonra kesin olarak albümün, bir de instrumental versiyonunun çıkmasını da isterdim. Şarkı ile keşke dediğim tek konu konu ise müzik itibarıyla albümün ilerisinde düetlerde olacak Deniz Sungur’un (bilenler ve bilmeyenler için Zorba) “acaba bu şarkıya daha çok yakışır mıydı?” sorusu, Cem Adrian başarılı bir iş ortaya koymuş olsa da, Zorba belki bu şarkıda olsaydı daha güzel olabilirdi. Her şeye rağmen yüksek seviyede nitelendirilebilecek bir parça.

Puanım: 8/10

Bu Rüya Benim (Müzik: Okan Çam)

Gazap’ın en içe dönük albümü demiştim, bu şarkı bunu en çok hissedebildiğiniz eser. Gazapizm, şüpheci ve hatta yer yer paranoya halindeki hayat çizgisinden bahsediyor. Geçmişiyle geleceği arasındaki farkın onda yaşattığı değişimin getirdiği dengede durma problemini anlatıyor. Sürekli geçmişin pençesinde oluşundan bahsediyor. Şu an yaşadığı hayatı anlamlandırmakta zorlanıyor. Bu hissi yaşarsam bir gün, belki şarkı benim için daha anlamlı olabilir ama benim için değil genel anlamına bakarsak oldukça iyi ve sade. Gereksiz abartılar yok şarkıda ve alıştığımız Gazapizm’in kalemi.

Puanım: 9 /10

Efkar düet Deniz Sungur (Müzik: Ateş Berker Öngören & Deniz Sungur)

“Çöplük” ve “Pisliğin Üstüne Basmışlar” şarkıları ile ilgili yazarken “tehlike” kelimesini kullanmıştım, o “tehlikeli” halin kalite olarak en üst düzeye çıktığı şarkı bu. Ateş ve Deniz Sungur’un ortaya koyduğu altyapı öyle bir haldeki en iyi suç filmine bu şarkıyı alelade yerleştirin, kesinlikle sırıtmaz. Üstüne Deniz Sungur’un müthiş nakaratı, albümün vokal anlamında en üst düzey noktası. Şarkıda anlatılan tehlikeli hayatın olağan hale gelmesi buna rağmen Gazapizm’in buradan sıyrılışı, sondaki tekrar ettiği 3 satırlık şiirler beraber oldukça başarılı işlenmiş halde. Eski adıyla Zorba, inanılmaz şekilde bu anlatımı işlemiş, sözlerde olan “arrogant” olarak tabir edebileceğimiz tavır, vokaller, özellikle de Zorba’nın nakaratı ile oldukça muhteşem işlenmiş. Albümdeki müzik itibarıyla daha sert ve nispeten “hareketli” şarkılar arasında favorim kesinlikle bu şarkı. Gazapizm ve Deniz Sungur’un ortak bir albümünü -önceki işlerini de referans vererek- dinlemek çok isterdim.

Puanım: 9/10

Unutulacak Dünler (Müzik: Ateş Berker Öngören)

Geldik albümün kapanışına ama ne kapanış. Şarkıya girmeden önce, benim için Gazapizm’in en iyi iki şarkısı “Kafam Karışıyor” ve “Memleketsiz” oldu her zaman. Özellikle “Kafam Karışıyor” çıktığı gün gecenin 3’ünde biten sigaramın ardından kulaklığımı alıp çevremdeki tüm tekellerin kapanmasından ötürü gittiğim benzinlikten aldığım 2. paketin ardından sabaha kadar bu şarkıyı dinleyip ardından günlerce de bu şarkıyı dinlemeye devam ettiğimi hatırlıyorum. İşte bu şarkı her ikisinden de öte. Albümü baştan sona dinledim 3 gün boyunca. Bu şarkıyı hep es geçtim çünkü incelemeyi yazarken diğer şarkılarda olan odağı üstüne alacağını düşündüm. Şarkıda şunu anlatmış, müzik ne kadar iyiymiş diye bahsetmek istemiyorum çünkü albümde olan tüm her şey bu şarkıda toplanmış gibi. İlla ki bir bölümünde kendinize pay biçiyorsunuz. “Ben de bunu yaşadım” dediğiniz hissi geçiyor bir noktasında. Baştan sona kusursuz. Türkçe rap tarhinin en iyi şarkılarından biri olarak değerlendirilebilecek kadar hem de. Adettendir, Gazapizm’in bugüne kadar yaşadığı tüm hayatı özetliyor gibi sözleri, yer yer siyasi gözlemleri yer yer hayatında gözüne değen kareler… Şarkının belli kısımlarında anlattığı hikayeler o kadar samimi ve güçlü ki beyninizde o sahneler canlanıyor. Eğer bir başka klip çekilecekse albüme, bu şarkıya olmasını çok isterdim. Nakarattaki Bahar Sönmez isimli hanımefendinin de şarkının hissiyatını güçlendirdiğini eklemek isterim. Bu şarkı da Sıfır Bir’in sinema filminde çalınmış ama yukarıda bahsettiğim gibi ben sonradan öğrendim. Son olarak, kusursuz ve muhtemelen bu şarkıyı şu andan itibaren günlerce ve ileride her sıkıntılı anımda dinleyeceğim.

Puanım: 10/10

Albüm müzikal olarak bir şaheser ve Gazapizm’in performansı oldukça yüksek. Genel itibarıyla birçok şarkıyı beğensem de bir iki şarkı bana hitap etmediği için tekrar dinlenebilirlikleri benim için düşük. Eşlik edenler, enstürman icra edenler, prodüktörler ve kısacası herkes albüm için varını yoğunu koymuş ortaya. Bunu albümün bütününde hissediyorsunuz. Günümüzde tarzını ve yer yer sevdiğimiz kişiliğini & duruşunu bozan onlarca rapçi/MC görürken, Gazap’ın hem müzikal hem de tavır olarak değişime uğramaması beni oldukça mutlu etti. Gazap’ın denediği ve Okan Çam & Ateş Berker Öngören ikilisinin ona eşlik ettiği “farklı şeyler deneme” havasının altından 3’ü de oldukça başarıyla çıkmış. Yukarıda bahsettiğim şarkıların benim için eksiklerini bir yana koyarsak, 2020’nin en iyisi demek için çok erken bir tarih olsa da kesinlikle en iyilerinden biri “Hiza” albümü. Umarım Gazapizm’in bir sonraki albümünü dinlemek için 4 yıl gibi, özellikle Türkiye’de, uzun bir zaman beklemeyiz. İzmir’in temsilcisi ana akım müzik endüstrisinde kesinlikle tavrını bozmadan ilerliyor ve bu ilerleyiş umarım uzun yıllar devam eder.